Çok biriktirdik. Nasıl eritilir bilmiyorum.. Önce fotoğraf makinası şarja konulacak. Çok zor :) Şarj aletini eve getirsem makina işte kalıyor. Makinayı eve getirsem şarj aletini işe götürmüş oluyorum.
Küçük ressamın yeni resimleri var.
İstanbul ziyaretimiz ve 4 güne dair kısa notlar var. Ama elim henüz gitmiyor. Birazcık daha sabır..
2 Aralık 2009 Çarşamba
2 Kasım 2009 Pazartesi
İmdat!!! Grip tatili bitti..
Bir hafta boyunca sanki ben tatil yapmış gibi zorlandım bu sabah. Güne nasıl başlıyorduk?
Saat 6:45'te çalan saati gözler yarı açık susturup önce çayı demleyecek, ardından duşa girip kendim hazırlanacak, sonra sevgiliyi ve küçük kuzuyu uyandıracaktım...
En zor kısım Eylül'ü yataktan kazıma kısmı. Sonrası rutin sayılır. Kıyafetlerini giydirmek, saçlarını toplamak, masada kahvaltıyla savaştığını izlemek. Ha bir de beslenme hazırlama merasimi..
I-ıh olmadı. Daha ilk sabahtan faulü aldım valla. Zor yetiştim servise, çay da yapamadım.. Eylül'ün servis şöforü de benim gibi uyum problemi yaşamış anlaşılan.. Sabah çocuğu almaya gelen olmamış.. Baba mahallede şöyle bir gezip servisçilik oynamış..Eylül ve Alp abisini okula atıvermiş..
Ben 8:30'da masama oturduğumda elimde çay bardağım ve şanslıysam evde hazırladığım sandviçimle bir gün daha mesaiye vaktinde yetiştiğim için şükrederek başlıyorum çalışmaya. Öğle tatilinde insanların karınlarını doyurup soluklandığı bir saatte de nasıl bu kadar hızlı yaklaştığına anlam veremediğim KPDS sınavı için kitap kurcalıyorum.
Saat 17:30 demek, gece mesaisinin başlaması demek. Yine servise son dakika yetişip yolda yarı uyuklayarak geçiriyorum yarım saati. Ardından Eylül'ü komşudan alıp yemek hazırlığına giriyor, bir yandan "Talat laleli atleti iletti" gibi abuk sabuk cümleleri yazmaya başlıyoruz. Yemek nasıl yeniyor, masa nasıl toplanıyor hatırlamıyorum.. Bir zamanlar müdavimi olduğum dizilerimin bu sezon tek bir bölümünü bile izleyememiş olmanın burukluğuyla Eylül'ü uyutma bahanesiyle kendimi yatağımda buluyorum.. Küçük kuzu yanıbaşımda kollarımı okşuyor ve ben her şeyi unutuyorum..
Grip Olduk...
Küçük hasta iyileşti..
4 gün süren ateş, iştahsızlık, yoğun öksürük. Tüm hafta hastaneye taşındık. Bizi bu kadar endişenin içinde eğlendirmeyi başardı yine de.. Enjeksiyon için hastaneye her girdiğimizde etrafımızda maskeli insanları görünce biz de Eylül'ü korumak istedik. Ama maske takmayı reddetti. Gerekçe hiç beklemediğimiz gibiydi: "Benim yüzüm çok güzel. Maske bana yakışmıyor".. :)
Artık daha iyi. 6 tane iğnenin ardından ayağa kalktı. Cumartesi günü de eksik aşılar tamamlandı. Hepatit B ve Eylül'ün tabiriyle Karmaşık İğne : ) (Karma Aşı) Sadece domuz giribi aşısını bekliyoruz.
Ama zor görev devam ediyor.. Büyük ve nazlı olan hasta hala yatakta.. Tüm sosyal yaşantısı dondurup 5 gündür dinleniyor ama nafile.. "Boğazım kötü "diyor başka bir şey demiyor. Doktor bey, lütfen kocama boğaz ağrısı için ağrı kesici alınmayacağını söyleyin. Yoksa tüm tıp camiası ayağa kalkacak.
28 Ekim 2009 Çarşamba
Sen Olmasan...
En karanlık günlerimde ışığım olmazdı...
Hayatımda pembe ve mor olmazdı.
Köpekleri sevmek, hayvanları tanımak için bu kadar çabam olmazdı..
Sabah kahvaltılarında corn flake bulundurmazdım.
Gece perisi beni "Küçük kuzunun üstünü ört" diyerek uyandırmazdı...
Evimizde minik terlikler, oyuncak bebekler, diş kutusu olmazdı...
Sen olmasan...
Böyle güzel gülen gözler tanımazdım...
Bana not bırakan küçük sevgilim olmazdı.
"Her şeye rağmen" sevenim olmazdı..
Hayatın vazgeçilmezliğini anlayamazdım...
Sen olmasan...
Yüzümde bir tebessüm,
Özleminle burnumun direği sızlamazdı...
Sen olmasan...
Tutunamazdım...
Hayatımda pembe ve mor olmazdı.
Köpekleri sevmek, hayvanları tanımak için bu kadar çabam olmazdı..
Sabah kahvaltılarında corn flake bulundurmazdım.
Gece perisi beni "Küçük kuzunun üstünü ört" diyerek uyandırmazdı...
Evimizde minik terlikler, oyuncak bebekler, diş kutusu olmazdı...
Sen olmasan...
Böyle güzel gülen gözler tanımazdım...
Bana not bırakan küçük sevgilim olmazdı.
"Her şeye rağmen" sevenim olmazdı..
Hayatın vazgeçilmezliğini anlayamazdım...
Sen olmasan...
Yüzümde bir tebessüm,
Özleminle burnumun direği sızlamazdı...
Sen olmasan...
Tutunamazdım...
26 Ekim 2009 Pazartesi
Hasta :(
Ankara'da okullar tatil... Ama sanırım bizim için geç verilmiş bir karar oldu bu.. Prenses hasta. Tatil bitmeden bir an önce iyileşip işe, arkadaşlarını görmeye gelmek istiyor.
Herkes seni bekliyor..
23 Ekim 2009 Cuma
Bir Konser, Ardından Bir Konuk..
Ay yarın ağır misafilerimiz var aslında... Ev sahibi yerinde otursa çok şey başaracak. Ama yok. Bu akşam da işyerinin organizasyonu bahanesiyle buldu bir Kıraç konseri... Kamber eksik kalmayacak.
Bu gece Kuruluş yıldönümü için mi, yoksa brifing vermek uğruna girdiğimiz stresi atmak için mi düzenlendi bilinmez. 4 gündür fazla mesai yapmaktan bugün de konser uğruna, haftayı aç bilaç tamamlamış olacağız.
Neredeyse tüm etkinlik organizasyonlarımızda kendini Eylül'e ev sahipliği yapmaya adayan Başar, sana da teşekkürler..
Bu arada, Nur Abla, yerinde olsam tüm hafta eve uğrayamamış birinin haftasonu davetini kabul etmezdim... Ev tam takır kuru bakır...
Ama bak en azından Eylül'ü bırakıp Zeyno'yu alıyoruz. Bu belki biraz ayıbımızı hafifletir.
Minik kuzum seni çok ihmal ettik biliyorum. Bugün de affet beni lütfen.. Telafi edeceğim söz...
Bu gece Kuruluş yıldönümü için mi, yoksa brifing vermek uğruna girdiğimiz stresi atmak için mi düzenlendi bilinmez. 4 gündür fazla mesai yapmaktan bugün de konser uğruna, haftayı aç bilaç tamamlamış olacağız.
Neredeyse tüm etkinlik organizasyonlarımızda kendini Eylül'e ev sahipliği yapmaya adayan Başar, sana da teşekkürler..
Bu arada, Nur Abla, yerinde olsam tüm hafta eve uğrayamamış birinin haftasonu davetini kabul etmezdim... Ev tam takır kuru bakır...
Ama bak en azından Eylül'ü bırakıp Zeyno'yu alıyoruz. Bu belki biraz ayıbımızı hafifletir.
Minik kuzum seni çok ihmal ettik biliyorum. Bugün de affet beni lütfen.. Telafi edeceğim söz...
Diş Doktoru Randevusu
Hastalandığında pazarlıkla şurup yerine iğne isteyen bir çocuk daha var mıdır acaba?Şüpheliyim..Bu çocuğun annesi Dr. kelimesini duyunca ağlamaya başlar üstelik, genetik teorisine n'oldu peki?
Yok yok benim kızım normal değil galiba..
Cuma günü diş randevusu vardı. Daha önce de iki kere oturmuştu dişçi koltuğuna. Birinde sallanmayan 2 tane süt dişi çekildi. Diğerinde ise çürük dişine kanal tedavisine başlandı.. Bu randevuda da kanal tedavisi tamamlanıp dolgu yapıldı..
Doktoruyla da birbirlerini çok seviyorlar. Kadıncağız bu duruma alışkın olmasa gerek, sürekli "Sana teşekkür ederim, Eylülcüğüm. Bana çok yardımcı oldun." dedi, durdu.. O koltukta Eylül yerine Başar da oturabilirdi haklı tabii.
Fotoğraflar burada..
Muayenehaneyi çocuklar için çok güzel dekore edilmiş bulduğumu söylemeliyim.. Eylül hep keyifle gidip geldi. Bekleme odası olarak tasarlanmış oyun odası kitap ve oyuncakla dolu. Çocukları söküp almak zor oluyor. Duvarlar çocukların Dr. Teyze için hazırladığı çizimlerle dolu... Eylül de boş durmadı tabi...
19 Ekim 2009 Pazartesi
Dünya'ya Neler Oluyor?
Eylül, kocaman dünyasını resmetmek istemiş, kendi kurgusuyla yerleştirmiş Mersin'i, Tarsus'u, dışardan tanıdığı Japonya'yı..
16 Ekim 2009 Cuma
Yaz çeşitlemeleri-2
Yazın, evde anneannesiyle kaldığı günlerde Eylül'le notlaştık..
Ağustos ayından kalma bir not..
Ağustos ayından kalma bir not..
Bu da Aşkımızın belgesi :) Soldaki ben, sağdaki de topuzuyla Eylül..
Yaz Çeşitlemeleri...
Yazın çoooooooook çalıştı çok...
İşyerinde mesai, akşam evde mesai. Minik Kuş çok yoruldu....
Çalışmalarından örnekler burada... Buzdolabının üstünde yer kalmadı artık. Artık bir kısmını arşive kaldırmak gerekecek.
Cin Ali'lerden öte gidemeyen bir anne babası olduğunu düşündükçe, genetik teorisine güvenim sarsılıyor.
Tontiş.
İşyerinde mesai, akşam evde mesai. Minik Kuş çok yoruldu....
Çalışmalarından örnekler burada... Buzdolabının üstünde yer kalmadı artık. Artık bir kısmını arşive kaldırmak gerekecek.
Cin Ali'lerden öte gidemeyen bir anne babası olduğunu düşündükçe, genetik teorisine güvenim sarsılıyor.
Burda Mööri'yi çizmiş.. Gözlerindeki korkuya bayılıyorum..Bir de sağ alt köşedeki parafa dikkat edin..
Bu da Burç.
Eylül ve Atı Şimşek..
Turunç.
Söylemeye gerek yok.. Aslan Şelpazesi...Yazıyor ya işte.
13 Ekim 2009 Salı
VALLA AKLIMA GELENİ YAZIYORUM UNUTMADAN...
- Anne, kalbimiz solda di mi?
- Evet, tatlım. Aferin sana, nerden biliyorsun? (Sen söylemiştin ya demesini bekliyorum...)
- Çünkü kalbim ağrıyor... :S
----------------------------------------------------------
- Eylülcüm bugün masayı birlikte hazırlayalım mı? Yardımına ihtiyacım var...
- Tamam anne. Daha çabuk biter di mi? Öğretmen de bugün dedi ki: " Birlerin nesi var, ikilerin sesi var!!!"
İfade yanlış olsa da ana fikri kapmış olduğuna öyle çok emindim ki..
- Ne demek peki o?
- Yani 1'ler bir şey yapamaz. 2'ler yapar. Hani 1. sınıflar daha küçük ya...
----------------------------------------------------------
Arkadaşı Kerem'le başucu lambasını yakmışlar, ellerinde sıvı sabun şişesi bir şeylere bakıyorlar.
- Eylülcüğüm ne yapıyorsunuz?
- Bitkisel mikroplara bakıyoruz..
- :s
- Evet, tatlım. Aferin sana, nerden biliyorsun? (Sen söylemiştin ya demesini bekliyorum...)
- Çünkü kalbim ağrıyor... :S
----------------------------------------------------------
- Eylülcüm bugün masayı birlikte hazırlayalım mı? Yardımına ihtiyacım var...
- Tamam anne. Daha çabuk biter di mi? Öğretmen de bugün dedi ki: " Birlerin nesi var, ikilerin sesi var!!!"
İfade yanlış olsa da ana fikri kapmış olduğuna öyle çok emindim ki..
- Ne demek peki o?
- Yani 1'ler bir şey yapamaz. 2'ler yapar. Hani 1. sınıflar daha küçük ya...
----------------------------------------------------------
Arkadaşı Kerem'le başucu lambasını yakmışlar, ellerinde sıvı sabun şişesi bir şeylere bakıyorlar.
- Eylülcüğüm ne yapıyorsunuz?
- Bitkisel mikroplara bakıyoruz..
- :s
3-2-1... ARTIK OKULLUYUZ..
14.09.2009
Ne zaman büyüdün sen?
6 yıldır hep sarıp sarmaladığım, kokladığım için mi seni hala bebek sanıyorum?
Okula gidiyorsun. Sen de artık "Çatlak patlak" oynayacaksın. Yaramazlık yapanların ismini tahtaya yazan sınıf nöbetçisi olacaksın. Önlüğünü tebeşir tozuna bulayıp geleceksin. Defterinin kenarını buruşturacaksın...
"Kızım ödevin bitti mi?" diyen annen olacak senin de.
Çok sevgili kreş arkadaşın Eda'yla başlayan ilkokul maceran Eda'sız devam edecek olsa da sen bunu da hiç yadırgamadın. Bu uysallığın, bu koşulları kolay kabullenişin seni hiç üzmesin.
Ne zaman büyüdün sen?
6 yıldır hep sarıp sarmaladığım, kokladığım için mi seni hala bebek sanıyorum?
Okula gidiyorsun. Sen de artık "Çatlak patlak" oynayacaksın. Yaramazlık yapanların ismini tahtaya yazan sınıf nöbetçisi olacaksın. Önlüğünü tebeşir tozuna bulayıp geleceksin. Defterinin kenarını buruşturacaksın...
"Kızım ödevin bitti mi?" diyen annen olacak senin de.
Çok sevgili kreş arkadaşın Eda'yla başlayan ilkokul maceran Eda'sız devam edecek olsa da sen bunu da hiç yadırgamadın. Bu uysallığın, bu koşulları kolay kabullenişin seni hiç üzmesin.
YAZIN 2. MOLASINDA ÇOK TANIDIK BİR YERDEYDİK.
Bu kadar da tembellik olmaz diyeceksiniz biliyorum. Plansız tatil dedim ya, aynen öyle.
Pansiyon ve otel arasında yaşadığımız gelgitler, ve en sonunda Celal'in "Eylül sıkılır" düşüncesiyle pansiyon fikrinden vazgeçişimiz... Son dakikaya kadar nereye nasıl gideceğimiz belli değilken, harala gürele bulduğumuz otel için internette yazılan yorumları okuyunca tatilimizi riske atamayışımız. Sonuç olarak geçen yıl gittiğimiz otelde bulduk kendimizi... Çooook memnun ayrıldık.
Artık Eylül'le tatil yapmak çok daha keyifli... Animasyonları kaçırmıyor, havuzdan çıkmıyor, yemeklerde zorluk çıkarmıyor.. Tek sıkıntısı "Hello" diye diyalog kurmaya çalıştığı Rus çocukların tepkisizliği... Kızıma cevap vermiyorlar. Hani İngilizce evrensel dildi.
Eylül: "Ruslar İngilizce bilmiyor mu yoksa :( "
Ha bu arada aramızda kalsın.. Celal de animasyonların vazgeçilmez ismi oldu. Sabahları dart ile başlayıp su topu ile devam etti. Hatta Mr. Otium'a bile katıldı. Hadise'yi bir de sakallarıyla görmeliydiniz. Eylül'le kırdı bizi gülmekten. Ama ısrar etmeyin... Fotoğraf video falan yok... Şşşşşt kimse duymasın ayrıca... Yoksa bloğumuz sabote edilebilir.
Daha uzun anlatmak isterdim... Ama bir an önce arşivi temizlemek istiyorum. Kusura bakmayın artık. Günü gününe çalışmayınca zor oluyor tabi..
Sevgili Çiğdem ve Kadir sanırım salaş bir tatil için birlikte plan yapmalıyız. Ege bize soğuk, Akdeniz size sıcak. Ortayı bulup Fethiye desek ; )
Ve işte mutluluğun belgeleri : )
İzlemek isteyenler lütfen buyrun..
Pansiyon ve otel arasında yaşadığımız gelgitler, ve en sonunda Celal'in "Eylül sıkılır" düşüncesiyle pansiyon fikrinden vazgeçişimiz... Son dakikaya kadar nereye nasıl gideceğimiz belli değilken, harala gürele bulduğumuz otel için internette yazılan yorumları okuyunca tatilimizi riske atamayışımız. Sonuç olarak geçen yıl gittiğimiz otelde bulduk kendimizi... Çooook memnun ayrıldık.
Artık Eylül'le tatil yapmak çok daha keyifli... Animasyonları kaçırmıyor, havuzdan çıkmıyor, yemeklerde zorluk çıkarmıyor.. Tek sıkıntısı "Hello" diye diyalog kurmaya çalıştığı Rus çocukların tepkisizliği... Kızıma cevap vermiyorlar. Hani İngilizce evrensel dildi.
Eylül: "Ruslar İngilizce bilmiyor mu yoksa :( "
Ha bu arada aramızda kalsın.. Celal de animasyonların vazgeçilmez ismi oldu. Sabahları dart ile başlayıp su topu ile devam etti. Hatta Mr. Otium'a bile katıldı. Hadise'yi bir de sakallarıyla görmeliydiniz. Eylül'le kırdı bizi gülmekten. Ama ısrar etmeyin... Fotoğraf video falan yok... Şşşşşt kimse duymasın ayrıca... Yoksa bloğumuz sabote edilebilir.
Daha uzun anlatmak isterdim... Ama bir an önce arşivi temizlemek istiyorum. Kusura bakmayın artık. Günü gününe çalışmayınca zor oluyor tabi..
Sevgili Çiğdem ve Kadir sanırım salaş bir tatil için birlikte plan yapmalıyız. Ege bize soğuk, Akdeniz size sıcak. Ortayı bulup Fethiye desek ; )
Ve işte mutluluğun belgeleri : )
Side'ye geçmeden önce Alanya'da kahvaltı molasında Kamil Güler'le karşılaştık... Eylül, henüz kim olduğunu bilmiyor. Sadece ününden haberi var...
Daha ilk dakikada lobide gördüğü tahta atla gönlünü fethettiler kızımın.
Annesinin kuzusu.
Mini Club'de pizza yaptık.
Kumdan Hayaller........
Hayallerin kumdan kalelerden daha gerçek olsun...
İzlemek isteyenler lütfen buyrun..
28 Eylül 2009 Pazartesi
LUGATTAN SEÇMELER...
Tabii bunlar da arşivden çıkma... Ama sonradan görme bir blogger olunca ne yapalım, sandıkları karıştırıp yazıyoruz artık. Bunların çoğu 5 yaşından öncesinde kaldı. Ben yazmış olayım da... Kaybederim falan neme lazım..
Eylül: Ben çok zavannı bir çocuğum.
Baba: Neden kızım?
Eylül: Otopüs diyemiyorum
Hoççakal diyorum.
Okulda hıçkırığımı tutuyorum.
Serviste midem bulanıyor
----------------------------------------------------------
Takim ediyorum.
----------------------------------------------------------
Musfakta değil otumasında yemek yiyelim…. (Mutfak/oturma odası)
----------------------------------------------------------
Ebzerliyemedim.
----------------------------------------------------------
Halamut balığını çok severim, hamsi de severim.
----------------------------------------------------------
Yüüramda hiç birşey görmedim. (rüyaları bambaşkadır.)
----------------------------------------------------------
Çeşekkür ederim.
----------------------------------------------------------
Leskafe alayım o zaman.
----------------------------------------------------------
Yavış...
Şikşo...
----------------------------------------------------------
Kızgınlığımı taşırıyorsun.
----------------------------------------------------------
Büsküvü, hem de çikolatalı.
----------------------------------------------------------
Yoklamayla hamur açtım.
----------------------------------------------------------
Kabak yelleri
----------------------------------------------------------
Hamura mum koydu. (unsuz hamur olmaz tabii)
----------------------------------------------------------
Temizcikciler.
----------------------------------------------------------
Sıtcacer öğretmen.
----------------------------------------------------------
Antabüyük.. (Hastalıklarımız ilaçsız geçmez ki…)
----------------------------------------------------------
Pikmik yapalım.
----------------------------------------------------------
Baba, Salakların battı bana, dikenlerin batıyor.
(Aaaa kızım her gün sakal traşı olunmaz ki)
----------------------------------------------------------
Çilli film
----------------------------------------------------------
Porkatal
----------------------------------------------------------
Hala, sen hayla birsin.
----------------------------------------------------------
Fütüt (düdük)Dizitürk (dijitürk)
----------------------------------------------------------
Üseyin
----------------------------------------------------------
Anlatacak çok şeyi vardı (tatilden dönmüş olan Kerem’in)
----------------------------------------------------------
Otopüs yazar mısın baba? (Artık kendi yazdırıyor, bu işin de cılkı çıktı :) )
----------------------------------------------------------
Tiratyo
----------------------------------------------------------
Çeşke
----------------------------------------------------------
Baba, levlek yaz
----------------------------------------------------------
Hala, kabuğunu soyma, ama ipini soy. (salatalık)Baba saçımı tutar mısın? Çeşke üç elim olsaydı! (iki eli de meşgul :) )
----------------------------------------------------------
Plitle makas gerekli
----------------------------------------------------------
Penguenler nerede yaşar? Güney Amerikasında
----------------------------------------------------------
Evdilen takalım..
----------------------------------------------------------
Astoronot yaptım.
----------------------------------------------------------
Baba bu beş kafalar mı? (Maskeli beşler filmi :) )
Eylül: Ben çok zavannı bir çocuğum.
Baba: Neden kızım?
Eylül: Otopüs diyemiyorum
Hoççakal diyorum.
Okulda hıçkırığımı tutuyorum.
Serviste midem bulanıyor
----------------------------------------------------------
Takim ediyorum.
----------------------------------------------------------
Musfakta değil otumasında yemek yiyelim…. (Mutfak/oturma odası)
----------------------------------------------------------
Ebzerliyemedim.
----------------------------------------------------------
Halamut balığını çok severim, hamsi de severim.
----------------------------------------------------------
Yüüramda hiç birşey görmedim. (rüyaları bambaşkadır.)
----------------------------------------------------------
Çeşekkür ederim.
----------------------------------------------------------
Leskafe alayım o zaman.
----------------------------------------------------------
Yavış...
Şikşo...
----------------------------------------------------------
Kızgınlığımı taşırıyorsun.
----------------------------------------------------------
Büsküvü, hem de çikolatalı.
----------------------------------------------------------
Yoklamayla hamur açtım.
----------------------------------------------------------
Kabak yelleri
----------------------------------------------------------
Hamura mum koydu. (unsuz hamur olmaz tabii)
----------------------------------------------------------
Temizcikciler.
----------------------------------------------------------
Sıtcacer öğretmen.
----------------------------------------------------------
Antabüyük.. (Hastalıklarımız ilaçsız geçmez ki…)
----------------------------------------------------------
Pikmik yapalım.
----------------------------------------------------------
Baba, Salakların battı bana, dikenlerin batıyor.
(Aaaa kızım her gün sakal traşı olunmaz ki)
----------------------------------------------------------
Çilli film
----------------------------------------------------------
Porkatal
----------------------------------------------------------
Hala, sen hayla birsin.
----------------------------------------------------------
Fütüt (düdük)Dizitürk (dijitürk)
----------------------------------------------------------
Üseyin
----------------------------------------------------------
Anlatacak çok şeyi vardı (tatilden dönmüş olan Kerem’in)
----------------------------------------------------------
Otopüs yazar mısın baba? (Artık kendi yazdırıyor, bu işin de cılkı çıktı :) )
----------------------------------------------------------
Tiratyo
----------------------------------------------------------
Çeşke
----------------------------------------------------------
Baba, levlek yaz
----------------------------------------------------------
Hala, kabuğunu soyma, ama ipini soy. (salatalık)Baba saçımı tutar mısın? Çeşke üç elim olsaydı! (iki eli de meşgul :) )
----------------------------------------------------------
Plitle makas gerekli
----------------------------------------------------------
Penguenler nerede yaşar? Güney Amerikasında
----------------------------------------------------------
Evdilen takalım..
----------------------------------------------------------
Astoronot yaptım.
----------------------------------------------------------
Baba bu beş kafalar mı? (Maskeli beşler filmi :) )
YAZIN 1. MOLASINDAN...
Yakamoz Tatil Köyü... Sevgili Babamızın Abana macerasından sonra cennet gibiydi. Şimdi kızıyorum neden bu kadar az fotoğraf çekmişiz diye. Sanırım ben hiç bir zaman bir profesyonel olamayacağım. Fotoğraf makinasıyla dolaşmaktan hoşlanmıyorum.
İnebolu'da güneş denizden doğar, denize batarmış... Denize batışına tanık olduk ama denizden doğuşunu yakalayamadık. Defneciğin uyuyacağı tuttu : )
Kastamonu'da perperişan kaleye tırmanan amatör ekip ...
27 Ağustos 2009 Perşembe
SATIR BAŞLIKLARI
Değişik bir yaz...
Plansız bir yazı bitirme noktasındayız. Okullar kapandı. Birkaç hafta anneanneyle evcilik oynadı Eylül. Hatta komşuculuk falan... Bu sayede komşular varlığımızdan haberdar oldu.
Anneannesinin Mersin'e dönüşüyle yaz okulu planları yapıldı. Hatta görüşüp anlaştık bile. Ama 1 gün söz verdiğim üzere O'nu işe getirdim ve olan oldu. Yaz okuluna dönmek istemedi. Kendini iyice iş hayatına verdi. Neredeyse 2 ay karın tokluğuna çalıştı Kuzu. Varlığına çok alıştırdı bizi... Fotokopilerimizi çekti. Yazıları dosyaladı. Herkese resimler yaptı. İş hayatını öyle bi kanıksadı ki, kimlik kartı bile hazırladık ona. Kartla giriş çıkış yaptı, işe gelemediği günler için izin kağıdı bile hazırlayıp, onaylattı. Herkes kabullendi O'nun geliş gidişlerini.
Sonra kısa bir ara verdik. 2 hafta önce yol ekibini toplayıp (Selçuk, Ravide, Utku, Defne) 4 günlük bir program yaptık. Ilgaz, İnebolu, Abana, Kastamonu....Fotoğraflar gelecek, pek yakında..... Bir yandan gürültülü, patırtılı, yorucu; bir yandan da özgür, mutlu, keyifli 4 kısa gün... 7 kişilik kocaman bir aile olduk...Tadı damağımızda kaldı.
Ravide, bir sonraki seyahat için 3. bebeği beklemek zorunda kalmayalım lütfen !!!!! Anladın sen ;)
Şimdi birkaç gün daha anneanneyle evde keyif yapıyor kızım. Sonra gecikmiş kısa bir tatil daha. Bunu çoktan haketti bile.
DipNot: Artık büyüyor :) Bu yaz arkadan yenisi çıktığı için 1 dişini çektirmek zorunda kaldık. 1 tanesi kendiliğinden aramızdan ayrıldı. Bir diğeri de vedaya hazırlanıyor.
DipNot: Artık büyüyor :) Bu yaz arkadan yenisi çıktığı için 1 dişini çektirmek zorunda kaldık. 1 tanesi kendiliğinden aramızdan ayrıldı. Bir diğeri de vedaya hazırlanıyor.
BAŞLANGIÇ.........
Artık Eylül de sanal dünyaya adım attı. Daha önce videolarıyla internette hayranlarıyla buluşmuş olsa da bu onun için daha farklı bir tecrübe.
Bu sayfayı gördüğü zaman tepkisini görmek istiyorum. "Annecim çok teşekkür ederim" diyeceğini tahmin ediyorum. Birazcık kurcalar, belki bir süre sonra sıkılır.
Yazı stillerini onun daha kolay okuyabileceği şekilde seçmeye çalıştım. Lütfen görsellik aramayalım : )
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










